Toplumun Aynasında İftira: Bir Sosyolojik Gerçeklik ve Tazminat Hakkı Toplumun içinde yaşarken, bireylerin birbirine yönelttiği sözler, davranışlar ve yargılar çoğu zaman sadece kişisel ilişkilerle sınırlı kalmaz; bunlar, toplumsal düzenin görünmeyen ağları içinde yankılanır. Bir araştırmacı olarak, yıllardır insanların birbirine nasıl davrandığını, güç ilişkilerinin nasıl şekillendiğini ve adalet arayışının hangi duygusal katmanlarda gerçekleştiğini inceliyorum. Bu bağlamda “iftira” yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal yapının derinlerinde işleyen bir güven krizinin de göstergesidir. İftira atılan kişi, yalnızca itibarını değil, sosyal kimliğini, ilişkilerini ve hatta psikolojik bütünlüğünü kaybedebilir. Peki, bu durumda tazminat hakkı nasıl bir anlam kazanır? İftira: Bireyden Topluma Yansıyan Bir…
4 YorumEtiket: bu
Hamili Kişi Ne Demek? (Kartı Elinde Tut, Gücü Elinde Tut!) Kısaca: “Hamili kişi” ifadesi, bir belgenin veya kartın üzerinde yazan ve “bu belgeyi elinde bulunduran kişi” anlamına gelen eski bir tabirdir. Yani o kart kimin elindeyse, hak veya yetki ondadır. Giriş: Kartın Arkasında Yazan O Gizemli Cümle “Hamili kişi…” Yazının bu kısmını görünce sanki bir dedektif romanının içindeymişim gibi hissederim. Hani o gizli geçitleri açan şifreli belgeler olur ya — işte “hamili kişi” tam olarak öyle tınlıyor. Aslında çok basit bir anlamı var ama havalı bir havası da yok değil! Yani, “Kart kimin elindeyse, hak onundur.” Ancak biz Türk milleti…
2 YorumHuysuz Olmak Ne Demek? Bir Eğitimci Perspektifinden Pedagojik Bir Bakış Eğitimci olarak, bazen bir öğrencinin ya da bireyin “huysuz” olarak tanımlandığını duyduğumda, bu kelimenin arkasında yalnızca yüzeysel bir davranış biçiminin değil, daha derin ve anlamlı bir öğrenme sürecinin olduğunu fark ederim. Huysuzluk, genellikle isyan, hayal kırıklığı ya da bastırılmış duygularla ilişkilendirilir, ancak pedagogik bir bakış açısıyla, bu davranışları bir öğrenme tepkisi olarak ele almak çok daha anlamlı olabilir. Öğrenme, bazen bu tür zorlu tepkilerle başlar; dönüşüm, çatışma ve karışıklık olmadan gerçekleşmez. Peki, huysuz olmak ne demek? Sadece olumsuz bir tavır mı yoksa bir öğrenme sürecinin, insanın içsel dünyasına dair bir…
14 YorumGazetecilikte Hangi Dersler Var? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir psikolog olarak insan davranışlarını anlamak ve çözümlemek, her zaman en büyük ilgi alanlarımdan biri olmuştur. Ancak, psikolojiyi yalnızca bireylerin içsel dünyasında değil, toplumun geniş alanlarında da gözlemleyebilmek son derece ilginçtir. Bu yazımda, gazeteciliğin psikolojik yönlerine odaklanarak, gazetecilik eğitimindeki derslerin insan zihnini ve toplumsal etkileşimi nasıl şekillendirdiğine dair bir analiz yapacağım. Gazeteciliğin derinliklerine inerek, bu mesleği icra eden bireylerin psikolojik süreçlerine de bir ışık tutmayı amaçlıyorum. Gazeteciliğin Bilişsel Psikoloji Boyutu Bilişsel psikoloji, insan zihninin nasıl bilgi işlediği, nasıl öğrendiği ve nasıl kararlar aldığıyla ilgilidir. Gazetecilikte yer alan dersler, genellikle bu bilişsel süreçlere…
8 YorumBir İnsan Neden Sürekli Aynı Hatası Yapar? Hayatımızdaki Döngüler ve Psikolojik Derinlikler Herkese merhaba! Bu yazıyı yazarken, aklımda bir soru var: Hepimiz bir şekilde hayatımızda tekrar ettiğimiz hatalar yapıyoruz, değil mi? Bu sürekli aynı hatayı yapma hali, belki de hepimizin yaşadığı ama çoğu zaman fark etmediğimiz bir döngü. Neden aynı hatayı yapmaya devam ederiz? Farkında mıyız yoksa hayatın akışı içinde kaybolmuş muyuz? Belki de birçoğumuz, “Bu sefer farklı olacak!” diye düşündüğümüz ama sonunda yine aynı hatayı yaptığımız durumlarla sık sık karşılaşıyoruz. Peki, bu nasıl oluyor? Bugün, bu konuya biraz derinlemesine inelim. Hem psikolojik hem de toplumsal açılardan bu döngünün kökenlerine,…
10 Yorum