İçeriğe geç

İş ve görev arasındaki fark nedir ?

İş ve Görev Arasındaki Fark Nedir?

Hayat, bazen iş ve görev kelimelerinin birbirine karıştığı bir karmaşaya dönüşebiliyor. Hele ki bizim gibi her şeyi fazla düşünen, ama çoğunlukla bu düşünceleri komik bir şekilde ifade eden, bir o kadar da sorumluluklardan kaçmaya çalışan insanlar için bu ikili anlam farkı gerçekten kafa karıştırıcı olabilir. Bugün, iş ve görev arasındaki farkı inceleyeceğiz; tabii ki, bolca eğlenceli örnek ve diyalogla. Hazır mısınız?

İş ve Görev Arasındaki Temel Fark

İş ve görev aslında birbirine çok yakın kelimeler gibi görünse de, anlamları biraz farklı. Ama bu farkı anlamak, bir çalışan olarak kafanızdaki bütün belirsizlikleri çözmek için ilk adım olabilir. Bu noktada, klasik tanımlara başvurmak gerekirse:

İş, bir kişinin karşılığında maaş aldığı, mesaiye tâbi olduğu, genellikle belirli bir süre içinde tamamlanması gereken profesyonel bir faaliyettir.

Görev ise daha çok belirli bir amaca yönelik, genellikle daha küçük çaplı, bazen gönüllü bazen de zorunlu olan, belki de daha kısa süreli bir eylemdir. Görev, işin bir parçası da olabilir.

Ancak hayat o kadar basit değil, değil mi? Çünkü ben, mesela işteyken de bir görevdeymişim gibi hissediyorum. İşin içindeyken görev gibi değil de sanki okulda yazılı sınavına hazırlanıyormuşum gibi bir ruh haline giriyorum. Neden? Çünkü işin içinde bazen “görev” kelimesini daha çok hissediyorum.

“Görev” Bir Şey Değil, Her Şeydir!

Hayatınızda bir gün, belki de sabah kahvaltısında anneden veya eşten duyduğunuz şu cümleyi işitmişsinizdir: “Aman, bu işin görevi değil, ama senin görevin! Yap!”

Bir gün, işte böyle, annemle sabah kahvaltısı yapıyordum. Belli ki ruh hâlim zaten melankolik, üstümde eski bir tişört ve gözlerim uykusuz. Aniden annem şöyle dedi:

Anne: “Kardeşinin odasını toplamayı unutma, o senin görevin!”

Ben: “Ya annem, ben çalışıyorum, ben iş yapıyorum!”

Anne: “Aman canım, senin işin de zaten o!”

Buna mı görev denir? Bütün o ‘iş’ stresini kenara bırakıp, evdeki odayı toplamak, dolabın kapaklarını düzgünce kapatmak, halıyı düzgün sermek… Görev değil de ne? Ve ben o an düşündüm: Eğer bu görevse, iş gerçekten ne demek? O zaman iş ve görev arasındaki farkı anlamak için birkaç adım daha atmamız lazım.

İş ve Görev Arasındaki Sınırda

Hadi bir örnekle gidelim. Diyelim ki, senin işin blog yazmak, ama aynı zamanda küçük bir projeyi de yönetiyorsun. Bu durumda, yazmak senin işin olabilir, ama o projeyi yönettiğin an… İşte o an işin içine bir “görev” giriyor. Çünkü o projeyi yetiştirmek, belirli bir noktada seni bir yük altında bırakabilir.

Şimdi, hayal et: Odaya giriyorsun, bilgisayarın karşısına geçiyorsun. 5 dakika yazı yazıp birden dikkatini başka bir şey çekiyor. Mesela telefondan bir video izlemek veya Instagram’a bakmak. Ama birden iç sesin devreye giriyor:

İç ses: “Aman ya! Dur bakalım, işin var senin! Ne bu! Görevini bitireceksin!”

Sen: “Ama bu video 30 saniye… Hadi, bir göz atıp yazıya geri dönerim.”

İç ses: “Yine aynı hikaye… Görev dedikleri şey bu işte! Anlık kaymaların sonucu seni hep başka yerlere götürüyor. Toparlan!”

Neyse, yazmaya devam ediyorsun… Ama bu “görev” dediğin şey tam da işin içine giriyor. Zihnin seni başka yerlere sürüklüyor ama bir şekilde geri dönüp başa dönmen gerekiyor. O an, yazı işini bir görev gibi hissetmeye başlıyorsun. Oysa ki işin başında sadece sıradan bir yazı yazma görevi gibi başlamıştı.

İşin Komik Tarafı: “Bunu Da Yapmak Benim Görevim!”

Hadi biraz daha gerçekçi olalım. Bazen iş ve görev arasındaki sınır o kadar belirsizleşiyor ki, her şey bir anda birbirine karışıyor. Şu durum size tanıdık gelir mi?

Bir gün ofisteyim, bütün mesaiyi bitirdim, işimi tamamladım ve artık bir kahve içmeye gidiyorum. Ama o esnada bir arkadaşım geliyor ve şöyle diyor:

Arkadaş: “Abi, şunu da halledebilir misin?”

Ben: “Ne ya, neyi?”

Arkadaş: “Şu raporu tamamlayıp gönderecektin ya!”

Ben: “Rapor mu? Ama işim bitti, ben bitiş çizgisindeyim!”

Arkadaş: “Hadi be, biraz daha görevin var, geç kalmadan bitir. Şunu da hallet, sonra kahve içersin!”

Ve o an içimde şöyle bir kıvılcım çaktı: “İyi de, işin ne zaman görev haline geldi, dostum?”

Yani, işin ve görev arasındaki fark o kadar hızlı değişiyor ki, bir anda sanki sizin üzerinizde bir ton sorumluluk var. Bazen o kadar “görev” hissi yaratıyor ki, bitse de gitsek, sadece işimiz değil, hayatımız da birer görevmiş gibi hissediyoruz. Anlamsız ama bir yandan da hayatın içinden bir gerçeklik.

İşin Sınırları ve Görevin Hayatla Dansı

İş ve görev, her zaman birbirinden ayrı iki kavram olarak durmuyor. Hatta birbirlerine kayabiliyorlar. Öyle ki, hayatımızda bazen iş dediğimiz şeyin içinde birçok görev var, bazen de görevler o kadar büyüyor ki, bir anda iş gibi hissediliyor. Ama ne olursa olsun, bu karmaşada en önemli şey, bu ikisini ayırt edebilmek. Çünkü birinin içinde kaybolup, diğerini unuttuğunda, işte o zaman gerçekten “görev” olmuş oluyor.

Ve ben de her gün bir iş ve görev ikilisiyle karşılaşıp, onlarla savaşırken bir yandan da “Evet, bu yazı gerçekten yazılacak mı?” diye soruyorum.

Sonuç: Görevdeyiz, İşteyiz!

İş ve görev arasındaki fark, günlük hayatın içinde kaybolan, ama gerçekten dikkat edilmesi gereken bir şey. Ne yazık ki bazen hayat o kadar hızlı gidiyor ki, bir bakıyoruz, iş aslında bir görev gibi hissedilmiş ve her şey karmaşaya dönüşmüş. Ama işin gerçeği şu ki, iş ve görev arasındaki ince farkı anlamak, aslında hayatın genelindeki başarıyı ve dengeyi sağlayan önemli bir anahtar olabilir.

Ve ben? Ben her ikisiyle de mücadele etmeye devam ediyorum. İşte, görevde ve yazıdayım!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
vdcasinoTürkçe Forum